Menu

Menu

Mali Müşavir / SPK Bağımsız Denetçi

Menu

SİYASİ PARTİLERDE MALİ DENETİM -2-

secim-kanunu-ve-siyasi-partiler-kanunu-degisiyor-1453563671

Siyasi Partilerde Denetim Gereksinimi

Demokrasinin yapı taşı olarak gösterilen siyasi partilerin faaliyetlerinin de doğal olarak, demokrasinin gerekliliği olan hukuk düzenine uygun olması gerekmektedir.

Özellikle günümüz siyasi partilerinin, yalnızca genel seçimlerde değil, belediye seçimlerinde de büyük harcamalara yöneldiği görülmektedir. Bu harcamalar kaynağının sorgulanması ve sonucunda siyasetin finansmanında kaçak alanların önüne geçilmesi, siyasal hayatın daha adil bir düzene kavuşmasını sağlayacaktır.

Siyasi partilerin denetlenmesi;

Hukuki,

Demokratik,

Mali,

Toplumsal,

Partisel

olmak üzere beş nedene dayandırabilir. Hukuki neden, ülkenin gerek anayasasının gerekse yasalarının öngördüğü, siyasi partilerin denetlenmesi zorunluluğudur. Ülkemizde bu denetim görevi, Anayasa Mahkemesi’ne verilmiştir.

İkinci neden, hukuk devleti olmanın gereği olarak ortaya çıkan demokratik nedendir. Hukuk devleti, toplumdaki bütün kesimlerin, idare, kurum ve kuruluşlarla bireylerin, her türlü işlem ve eylemlerini hukuka bağlayan hukuk güvencesine alan ve koruyan, hukuku üstün kılan devlet demektir.

Demokrasi, hukuk devleti ile gerçeklik ve önem kazanır. Demokratik hukuk devleti; açıklığı, şeffaflığı ve denetimi içeren bir rejimdir. Bu rejimin gereği olarak, siyasi partiler de denetlenir.

Demokratik toplumlarda şeffaflık son derece önemlidir. Şeffaflığın gereği olarak, sadece siyasi partiler değil birçok özel kişilik denetime tabidir. Siyasi partiler finansal açıdan, bireylerin ve kurumların partiye yapmış oldukları bağış, aidat gibi ödemeler ve devletin yapmış olduğu hazine yardımı ile varlığını sürdürür. Doğal olarak bu kişi ve kurumlar, yapmış oldukları bu yardım ve ödemelerin nerede ve nasıl kullanıldığını bilmek isteyecekler, bu da mali denetimi zorunlu kılacaktır.

Toplumsal nedenler ise parti ve politika ile ilgisi olan kişi ve kuruluşların partilerin mali ve hukuki yönden nasıl bir durumda olduğunu bilmek istemeleri sonucu ortaya çıkar. Bilgi edinme gereksinimi demokratik bir hak olduğu kadar, şeffaflığın da bir gereğidir.

Partilerin denetlenmesinde son neden partisel nedenlerdir. Partisel nedenler, harcamaları azaltmak ve siyasal yozlaşmaya engel olmak için yapılmalıdır. 

Siyasi Partilerde Denetiminin Türleri

1982 Anayasası’nın 69. maddesi siyasi partilerin uyacakları esasları düzenlemektedir. Bu esaslar içerisinde, siyasi partilerin denetimi ve izlenmesi ile ilgili; “siyasi partilerin mali denetiminin Anayasa Mahkemesi’nce yapılacağı” ifadesi ile “Cumhuriyet Başsavcılığı, kurulan partilerin tüzük ve programlarının ve kurucularının hukuki durumlarının Anayasaya ve yasa hükümlerine uygunluğunu, kuruluşlarını takiben ve öncelikle izler, faaliyetlerini de takip eder. Çeşitli konulara ilişkin olarak siyasi parti aleyhinde açılan davaları Anayasa Mahkemesi karara bağlar.” ifadesi yer almaktadır.

Anayasada yer alan bu ifadeler kapsamında, Anayasa Mahkemesi’nin siyasi partiler üzerindeki denetimi;

1. Parti Tüzük ve Programları ile Eylemlerinin  Anayasa’nın 68/4. Maddesine Aykırılığının Denetimi,

2. Siyasi Partilerde Mali Denetim, olmak üzere iki şekilde incelenebilir.

1.1. Parti Tüzük ve Programları ile Eylemlerini Anayasa’nın 68/4. Maddesine Aykırılığının Denetimi

Türkiye’de siyasi partilerin denetimi ve izlenmesi görevi, devlet adına iki organ tarafından yapılmaktadır. Bu organlar Anayasa Mahkemesi ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’dır.

Cumhuriyet Başsavcılığı, kurulan partilerin tüzük ve programlarının ve kurucularının hukuki durumlarının Anayasa ve yasalara uygunluğunu denetler ve faaliyetlerini izler. Cumhuriyet Başsavcısı, SPY’nin 9. Maddesi gereğince sicil dosyası için gerekli bilgi ve belgelerin gönderilmemesi, istenilen eksikliklerin giderilmemesi durumlarında doğrudan; SPY’nin yasaklarla ilgili 4. Kısmındaki demokratik düzenin, milli devlet niteliğinin, Atatürk ilke ve inkılâplarının ve laik devlet niteliğinin korunması ve çeşitli diğer konularda yasaklara aykırılık olması durumunda resen, Bakanlar Kurulu kararı üzerine Adalet Bakanlığı’nın talebiyle yada bir siyasi partinin talebi üzerine dava açabilir

Cumhuriyet Başsavcılığı, SPY’nin 101, 102, 103, 104 ve 105. Maddelerindeki durumların varlığında Anayasa Mahkemesi’ne dava açabilirler.

2.1. SİYASİ PARTİLERDE MALİ DENETİM

2.1.1. Denetim Kavramı ve Türleri

a) Denetim Kavramı

Denetlemek fiili Türk Dil Kurumu sözlüğünde “bir işin doğru ve uygun olarak yapılıp yapılmadığını incelemek, murakabe etmek, teftiş” olarak tanımlanmıştır. Bir diğer sözlükte ise “Bir işin olması gerektiği yolda yapılıp yapılmadığını anlamak yada işi yapılması gerektiği biçimde, yolda yürütmek için gözetip bakmak, incelemek.” olarak tanımlanmıştır.

b)  Denetimin Türleri

Denetimin çeşitli açılardan sınıflandırılması yapılabilir. Buna göre denetim türleri; amacına göre, yükümlülük yönünden, yapılış zamanına göre ve denetçinin statüsüne göre sınıflandırıldığı görülmektedir.

Amacına göre denetim; hukuka uygunluk ve yerindelik olarak ikiye ayrılır.

Hukuka uygunluk denetimi yapılan işlemlerin hukuki çerçevesini belirlemeye yönelik olurken yerindelik denetimi ise yapılan işlemin sonuca ulaşmak açısından ne kadar yeterli olduğuna yöneliktir. Örneğin bir kamu kurumuna Kamu İhale Kanununa göre alınan bir malın alınma usulündeki işlemlerin kontrolü hukuka uygunluk denetimi iken, bu harcamaya kamu kurumunun ne kadar ihtiyacının olduğunun ve alınan malın bu ihtiyacı ne kadar karşılamaya dönük olduğunun tespiti ise yerindelik denetimidir.

Yükümlülük yönünden denetim; zorunlu ve ihtiyari olmak üzere ikiye ayrılır.

Zorunlu denetim, yasal düzenlemeler ve mevzuat hükümleri gereğince düzenli olarak yapılması gerekli olan denetimdir. İhtiyari denetim ise hiçbir yasal zorunluluk olmadan işletmenin kendi isteği ile yaptırdığı denetimdir. Örneğin; İşletmenin yaptırdığı iç denetim ve faaliyet denetimi işletmenin kendi isteği doğrultusunda yapıldığı için ihtiyari bir denetimdir.

Yapılış zamanına göre denetim; sürekli ve periyodik olmak üzere ikiye ayrılır.

Sürekli denetim belirli zaman aralığında rutin olarak tekrarlanan denetimi ifade ederken, periyodik denetim ise rutin olarak tekrarlanmayan ve sadece belirli aralıklarla yapılan denetimi ifade etmektedir.

Dr. Atila TEKCAN
Mali Müşavir / Siyaset Bilimci

    %d blogcu bunu beğendi: