Menu

Menu

Mali Müşavir / SPK Bağımsız Denetçi

Menu

Mali Müşavirlik Mesleğine genel bakış ve Defter ve Belgelerin teslim edilmemesi halinde uygulanacak yaptırımlar

maxresdefault

13.06.1989 Tarih ve 20194 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 3568 Sayılı SERBEST MUHASEBECİ MALÎ MÜŞAVİRLİK VE YEMİNLİ MALÎ MÜŞAVİRLİK KANUNU Türkiyede Muhasebe ve Mali Müşavirlik mesleğinin yasal statüye ve kariyerli meslek alanına girmeye yönelik oldukça gecikmişte olsa önemli bir adımdır. Meslek Hukuku Kamu otoritesi adına iş yapan tüm meslek mensuplarına oldukça önemli yükümlülükler yüklemektedir. 3568 Sayılı yasaya bağlı olarak oluşturulan, meslek erbabının çalışma hayatını disipline eden Tüzük, Yönetmelik, Mecburi Meslek kararları yoğun ve yaygın bir şekilde uygulamaya devam etmektedir. Bu yazılı meslek mevzuatının uygulayıcısı mutlak suretle meslek mensuplarının bağlı bulundukları Meslek Odaları ve Üst Birliktir. Meslek Odalarında oluşturulan Kurul ve Komisyonlar işlerinin titizlikle yaptıklarından mütevellit Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik mesleği talep gören, kariyerli meslek grubuna girmiş bulunmaktadır.

Meslek mensupları ile mükellefler arasında yaşanabilecek bir sorun olan, defter ve belgelerin mükelleflerle aralarındaki husumet nedeniyle meslek mensubu tarafından mükelleflere iade edilmemesi halinde, meslek mensubunun hangi müeyyidelerle karşılaşabileceği hususu bilinmek zorundadır.

Meslek Mensupları ile Mükellefler iş kabulünü ancak sözleşme imzalayarak yapabilmektedirler. Sözleşmeler TURMOB tarafından oluşturulan E-Birlik sistemi üzerinden yapılarak takip edilmekte ve Maliye Bakanlığına bildirilmektedir. 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 12’inci maddesine göre, – Sözleşmelerin geçerliliği, kanunda aksi öngörülmedikçe, hiçbir şekle bağlı değildir. Kanunda sözleşmeler için öngörülen şekil, kural olarak geçerlilik şeklidir. Öngörülen şekle uyulmaksızın kurulan sözleşmeler hüküm doğurmaz.

6100 Sayılı HMK madde 200’e göre Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz.   Bu madde uyarınca senetle ispatı gereken hususlarda birinci fıkradaki düzenleme hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati hâlinde tanık dinlenebilir.  Yani  belirli bir meblağı (2.500.-TL) aşan bütün akitlerin yazılı şekilde yapılması esastır.

3 Ocak 1990 tarih ve 20391 sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanan SM, SMMM ve YMM Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 24’üncü maddesine göre, taraflar, mesleki konularda yapılacak işlemler için sözleşme yapabileceklerdir. Defter tutmada, süreklilik arz eden müşavirlik hizmetinde, inceleme, tahlil ve denetim yapmada ve bunlarla ilgili rapor ve benzerini düzenlemede, Yeminli Mali müşavirlerin tasdik işlemlerinde sözleşme yapılması zorunludur. Muhasebe ve Müşavirlik Ücretlerinin esaslarını belirleyen SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİR VE YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİR ÜCRETLERİNİN ESASLARI HAKKINDA Yönetmeliğin 13’üncü maddesine göre, meslek mensubu ücret sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması ve belli bir meblağı kapsaması şarttır. Ücret sözleşmesinin sözlü yapıldığının belirlenmesi durumunda, meslek mensubu hakkında disiplin cezası uygulanacaktır.

Yönetmeliğin 25’inci maddede de sözleşmede bulunması gereken asgari bilgiler düzenlenmiştir.  26’ncı maddede ise sözleşmenin feshi düzenlenmiştir. Bu maddede; “taraflar haklı nedenlerle veya karşılıklı rızaları ile aralarındaki sözleşmeyi her zaman feshedebilirler. Bu takdirde alınmış olan defter ve belgeler bir ay içinde devir teslim tutanağı düzenlenmek suretiyle sahiplerine geri verilir. Devir teslim gerçekleşmediği takdirde durum meslek mensubu tarafından odaya bildirilir. Tarafların tazminat hakları genel hukuk kurallarına tabidir” şeklinde düzenleme yapılmıştır. 26’ncı maddeye 21.11.2007 tarih ve 26707 sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanan Yönetmeliğin 10’uncu maddesi ile, “Ücretin ödenmemesi ve meslek mensubuna tevdi edilen belgelerin sağlıklı ve güvenilir olmaması, fesih de meslek mensubunun haklı gerekçesidir” hükmü eklenmiştir.  27’nci madde hükmüne göre de; meslek mensupları kendilerine tevdi edilen defter ve belgeleri işlerinin gerektirdiği süre içinde iyi niyetle muhafaza etmek ve işin bitiminde iade etmek zorundadırlar. Şu kadar ki, defter ve belgelerin geri alınması, sahibine yazı ile bildirilmiş olduğu hallerde saklama mükellefiyeti bildirme tarihinden itibaren bir ay içinde sona erecektir. İşin bitiminden itibaren bir ay içinde iş sahipleri tarafından alınmayan defter ve belgeler bir yazı ile ilgililerin bağlı olduğu vergi dairesine teslim edilecektir.

 

340 numaralı Vergi Usul Kanunu (VUK) Genel Tebliği düzenlemesine göre de, meslek mensupları, mükelleflerle aralarında düzenlemiş oldukları hizmet sözleşmeleri gereğince elektronik ortamda beyanname ve bildirimleri gönderebileceklerdir. Vergi Usul Kanununun mükerrer 257. maddesinin verdiği yetki ile Maliye Bakanlığı mükelleflerinin, vergi beyannamelerinin ve bildirimlerinin elektronik ortamda gönderilmesine ilişkin düzenlemeler 340, 346, 357, 363 ve 373 sıra numaralı tebliğlerle belirlenmiştir.  meslek mensubu ile mükellef veya vergi sorumlusu arasında buna ilişkin özel bir sözleşme düzenlenmesi gerekecektir. Kağıt ortamında düzenlenip verilen beyannameler ile elektronik ortamda düzenlenip gönderilen beyannamelerin hukuki sonuçları itibariyle hiçbir farkı bulunmayacaktır.

 

386 numaralı VUK Genel Tebliğinde de, elektronik beyanname gönderme aracılık yetkisi verilmiş SMMM ve YMM’ler, mükelleflerle aralarında düzenlemiş oldukları hizmet sözleşmeleri gereğince, mükelleflerin beyannamelerinde yer alan bilgilerin defter kayıtlarına ve bu kayıtların dayanağını teşkil eden belgelere uygun olmamasından dolayı ortaya çıkacak vergi ziyaı ve buna bağlı olarak salınacak vergi, kesilecek ceza ve hesaplanacak faizlerin ödenmesinden mükellefle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludurlar. Sadece aracılık hizmeti alan mükellefler veya kanuni temsilcileri, beyannameye yansıması gereken her türlü bilgiyi aracılık hizmeti veren gerçek ve tüzel kişilere, tam ve doğru olarak sunmakla yükümlüdürler. Aracılık hizmeti veren gerçek ve tüzel kişiler de verilen bu bilgiler doğrultusunda elektronik beyanname formatına uygun olarak beyannameleri düzenlemek zorundadırlar. Bu bilgilerin elektronik ortamda gönderilerek onaylanan beyannameye doğru yansıtılmaması halinde, ortaya çıkacak vergi ziyaı ve buna bağlı olarak salınacak vergi, kesilecek ceza ve hesaplanacak faizlerin ödenmesinden mükelleflerle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludurlar.

Kullanıcı kodu, parola ve şifrenin aracılık yetkisi talep eden tüzel kişiliğin yetki verdiği kişiye teslimi aracılık yetkisi talep eden tüzel kişiliğe teslim hükmünde sayılacaktır.

Aracılık yetkisi verilmiş olan tüzel kişiliğin, yetki verdiği kişinin bu yetkilerini iptal etmesi halinde durumu derhal ilgili vergi dairesine yazılı olarak bildirmesi gerekmektedir. Bu bildirimin ilgili vergi dairesi kayıtlarına girdiği ana kadar yapılan işlemlerden doğacak hukuki ve mali sorumluluk aracılık yetkisi verilmiş olan tüzel kişiliğe ait olacaktır.

Söz konusu yetkinin sona erdirildiğine dair ilgili vergi dairesine yazılı bildirim yapılmadığı takdirde yetki verilen kişinin, aracılık yetkisi verilmiş olan tüzel kişiliği temsil yetkisinin devam ettiği kabul edilecektir.

Mükelleflerin SM, SMMM, YMM ile aralarındaki sözleşmeyi Noter aracılığıyla feshetmesi ve bunu ilgili meslek mensubuna Noter aracılığıyla bildirmesi durumunda, mükellefin bu durumu derhal ilgili vergi dairesine de başvurarak bildirmesi gerekir. Vergi dairesine bildirimde bulunulmaması halinde ilgili meslek mensubunun beyanname gönderme yetkisi devam edecektir. Mükellefle, ilgili meslek mensubu arasında beyannamede yer alan bilgilerin doğuracağı sonuçlar bakımından müteselsil sorumluluk olmasına rağmen, mükellefle ilgili SM, SMMM, YMM arasında bir husumet varsa, örneğin Kurumlar Vergisi eki olan bilanço, gelir tablosu ve kesin mizan kasıtlı bir şekilde gerçeği yansıtmayan bir biçimde düzenlenebilecektir. Örneğin, bilançoda olmaması gereken bir borç varmış gibi gösterilerek bilanço hatalı düzenlenebilecektir. Bu sefer mükellef bu durumu Düzeltme Beyannamesi vererek düzeltmek istediğinde, husumetli olduğu meslek mensubu tarafından onaylanmamış bir Düzeltme Beyannamesi de oluşturulmuş ve onaylanmamış yani onay bekliyor ise, mükellef Düzeltme Beyannamesini onay bekleyen Düzeltme Beyannamesi olduğu için veremeyecektir. Bu durumda da aşağıda anlatacağımız hukuki süreç yaşanacaktır. Bu nedenlerle mükelleflerin derhal feshedilen sözleşmeyi vergi dairesine bildirmesi çok önemlidir.

Mükelleflerin meslek mensubu ile aralarındaki sözleşmeyi Noter aracılığıyla feshetmesine ve ilgili meslek mensubuna tebliğ etmesine rağmen meslek mensuplarının defter ve belgeleri mükellefe iade etmemesi halinde neler yapılması gerekecektir?

Bu durumda öncelikle meslek mensubunun bağlı olduğu odaya yazılı olarak başvurularak aradaki sözleşmenin feshedilmesine rağmen ve ilgili sürelerin dolmasına rağmen defter ve belgelerin iade edilmediği, defter ve belgelerin iadesi için gerekli sürecin başlatılması ve ilgili meslek mensubu hakkında disiplin kovuşturması yapılması talep edilecektir.Ancak, odanın devreye girmesine rağmen sürecin gereğinden fazla uzaması veya odaya rağmen defter ve belgelerin iade edilmemesi hallerinde, memur suçlarına bakan Cumhuriyet Savcılıklarına dilekçe ile başvurularak, sözleşmenin feshedilmesine, ilgili meslek mensubuna tebliğ edilmesine, meslek mensubunun bağlı olduğu odaya başvurulmasına rağmen defter ve belgelerin iade edilmediği, defterlerin iade edilmemesi nedeniyle defterlere günü gününe yapılması gerekli kayıtların yapılamadığı, bu durumun vergi kanunları bakımından suç teşkil ettiği, herhangi bir vergi incelemesi, karşıt inceleme ya da diğer resmi kurum incelemesi durumunda defterlerin ve belgelerin resmi kurumlara ibraz edemeyeceğinden, örneğin, Katma Değer Vergisi bakımından tüm yüklenilmiş olunan KDV’lerin indirimlerinin reddedilmesi, vergi ziyaı cezası kesilmesi ve Vergi Usul Kanununun 359’uncu maddesine göre kaçakçılık suçu (hapis cezası) ile cezalandırılma gibi durumlarla karşı karşıya kalma ihtimalinin bulunduğu gibi hususlar belirtilmelidir. Defter ve belgelerin zorla alıkonulmuş olmasının Türk Ceza Kanununun 155/2’inci maddesinde düzenlenen Güveni Kötüye Kullanma (Suçun, meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da hangi nedenden doğmuş olursa olsun, başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesi halinde, bir yıldan yedi yıla kadar hapis ve üçbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur), suçunu oluşturduğu, yine örneğin sözleşmenin fesh edilmesine rağmen ve vergi dairesine bildirimde bulunulmamış olması nedeniyle meslek mensubunun kötü niyetle beyanname vermiş olması gibi bir durumda TCK’nın 207’nci maddesinde düzenlenen Özel Belgede Sahtecilik Suçu’nu (Bir özel belgeyi sahte olarak düzenleyen veya gerçek bir özel belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren ve kullanan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır) işlediği belirtilmelidir. Hem vergi kanunları, hem TCK ve diğer kanunlar açısından işlenen suçlar nedeniyle memur suçlarına bakan Cumhuriyet Savcısına dava açılması için başvurulabilecektir. Bu hukuki süreçte meslek mensubu defter ve belgeleri iade edebilecektir ya da iade etmemesi halinde hapis cezası ve adli para cezası yaptırımıyla karşı karşıya kalabilecektir. Oda bakımından meslek mensubunun defter ve belgeleri mükellefe iade etmemesi disiplin suçu verilmesini gerektirecektir. Ayrıca, görevi ile ilgili olarak TCK’ya göre ceza alınmış olması da disiplin suçları bakımından göz önüne alınacaktır. Kanaatimizce meslek odalarının defter ve belgelerin sözleşmenin feshine rağmen iade edilmemesi durumunu acilen görüşerek sonuca ulaştırması gerekmektedir. Defter ve belgeler mükellefler bakımından mükellefiyetle ilgili ödevlerini yerine getirebilmeleri için hayati öneme sahiptir. Aksi türlü hukuki süreç devam edecektir ki, meslek mensuplarının bu durumla karşı karşıya gelmesi meslek etiği bakımından karşılaşılmaması gereken bir durumdur.

 

Dr.Atila TEKCAN

SMMM/Bağımsız Denetçi

Kaynak: www.MuhasebeTR.com

 

    %d blogcu bunu beğendi: